Timur İmparatorluğu

Timur Devleti

Timur Devleti, Timur Han tarafından 1370 yılında kurulmuş, kısa süre içerisinde Delhi’den Bursa’ya kadar uzanan geniş coğrafyayı hâkimiyeti altına almış, Timur Han’ın vefatı üzerine parçalanıp yıkılmış büyük Türk Devletidir.

Timur Devleti, Timur Han tarafından 1370 yılında kurulmuş, kısa süre içerisinde Delhi’den Bursa’ya kadar uzanan geniş coğrafyayı hâkimiyeti altına almış, Timur Han’ın vefatı üzerine parçalanıp yıkılmış büyük Türk Devletidir.

Timur Han (Aksak Timur)

Tarihe Aksak Timur olarak geçen Timur Han, aslen bir Moğol Kabilesi olan ve özellikle Moğollar üzerindeki yoğun Türk Kültürünün etkisiyle Türkleşmiş olan Barlas Boyuna mensup Moğol Kökenli bir Türk Hükümdarıdır. Barlas boyu her ne kadar Moğol kökenli bir kabile olsa da bu boy Türk Kültürü ve Türk Toplumu ile yoğun münasebetleri ile hem kültürel hem de etnik olarak Türkleşmiştir ve Türk Olarak kabul edilmesi gerekir. Zira Timur Han da kendisini her zaman Türk addetmiş, Türklüğü ile iftihar etmiş ve kendisini Türk Dünyasının en büyük hükümdarı ilan etmiştir. Okumaya devam et Timur İmparatorluğu

Altınordu Devleti

Altınordu Devleti

Çingiz (Cengiz) Han’ın 1227’de vuku bulan ölümünden sonra oğulları ve torunları onun fütuhatını devam ettirerek büyük bir Moğol-Türk Hakanlığı kurdular. Bu fütuhatın bizi en çok alâkadar edeni 1237-1241 yıllarında cereyan eden Doğu Avrupa istilasıdır ki, Altın Ordu Devleti ve onun bakayası olan Kırım, Kazan, Astırhan, Nogay ve Sibir hanlarının tarihi bu istila ile yakından alâkadardır.

Çingiz’in ölümünden sonra, büyük hanlık makamını Ögedey işgal etti. Onun hakimiyeti, Türk-Moğol Hakanlığının teşkilatlandırılması bakımından mühimdir. Bu maksatla kurultaylar toplanmış ve bazı umumî kaideler tensip edilmiş, Çingiz’in “yasa”sı tatbik edilmekle beraber, şehirli ve köylü ahalinin ihtiyacına göre bir idare kurulmuştu. 1235’te devlet işlerini alâkadar eden yeni meseleler münasebetiyle toplanan büyük kurultayda Batı Seferi, yani Doğu Avrupa’nın istilası kararlaştırıldı. Bu maksatla bilhassa Türkler’den olmak üzere büyük bir ordu toplandı. Mikdarı kat’iyetle bilinmeyen bu Moğol-Türk ordusunun birkaç yüz bin kişiden ibaret olduğu muhakkaktır. Fütuhatın başlangıcı 1236 yılına rastlar.

Okumaya devam et Altınordu Devleti

Harzemşahlar Devleti

Harzemşahlar Devleti

Harzemşahlar, Harezm olarak anılan Aral Gölünün güneyi ile İran’ın Kuzey Doğu bölgesinde hüküm sürmüş, 1091 yılında temelleri atılarak 1138 yılında Bağımsızlığına kavuşmuş, 1231 yılında Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkılarak Anadolu Halkları içerisine kaynaşmıştır.

Harzemşahlar, Harezm olarak anılan Aral Gölünün güneyi ile İran’ın Kuzey Doğu bölgesinde hüküm sürmüş, 1091 yılında temelleri atılarak 1138 yılında Bağımsızlığına kavuşmuş, 1231 yılında Anadolu Selçuklu Devleti tarafından yıkılarak Anadolu Halkları içerisine kaynaşmıştır. Okumaya devam et Harzemşahlar Devleti

Büyük Selçuklu Devleti

Büyük Selçuklu Devleti

Büyük Selçuklu Devleti 1037 yılında Devlet haline gelerek bağımsızlığını ilan etmiş, Bağdat kentini başkent yaparak önce Mezopotamya, sonrasında Anadolu ve İç Asya boylarına kadar sınırlarını genişleterek dönemin en büyük Türk Devleti haline gelmiştir.

Büyük Selçuklu Devleti, 1037 yılında Devlet haline gelerek bağımsızlığını ilan etmiş, Bağdat kentini başkent yaparak önce Mezopotamya, sonrasında Anadolu ve İç Asya boylarına kadar sınırlarını genişleterek dönemin en büyük Türk Devleti haline gelmiştir. Büyük Selçuklu Devleti, 1092 yılında iç karışıklıklar neticesinde bölünerek 4 parçaya ayrılmış, daha sonrasında ise beyliklere bölünerek Osmanlı İmparatorluğunu tarih sahnesine çıkartan süreci meydana getirmiştir.

Büyük Selçuklu Devletinin Kuruluşu

Büyük Selçuklu Devleti, Kınık Boyunun mensubu ve lideri Selçuk bey tarafından 1020’li yılında temelleri atılmış, yeğenleri Tuğrul ve Çağrı beyler tarafından bağımsız bir devlet haline getirilmiştir. Büyük Selçuklu Devletinin kurucusu ve ilk başbuğu olan Selçuk Bey, Kınık boyuna mensup bir komutandı ve bağımsız bir Türk Devleti olan Oğuz Yabguluğu’nun Subaşısı (Ordu Komutanı) idi. Okumaya devam et Büyük Selçuklu Devleti

Gazneliler

Gazneliler Devleti

Gazneliler, yani Gazne Devleti, İran asıllı Samani Devleti bünyesinde varlık gösteren Türk Boyları tarafından 968 yılında Kurulmuş, 225 yıl boyunca varlıklarını devam ettirip 1187 yılında Gurlular tarafından yıkılmışlardır.

Gazneliler, İran asıllı Samani Devleti bünyesinde varlık gösteren Türk Boyları tarafından 968 yılında Kurulmuş, 225 yıl boyunca İç Asya’nın güneyinde varlılarını devam ettirip, Asya’da yaşayan diğer Türk Devletleri Karahanlılar, Selçulular ve Oğuzlar ile komşu olmuş, 1187 yılında, İran-Tacik asıllı Gurlular tarafından yıkılmışlardır. Okumaya devam et Gazneliler

Uygur Devleti

Uygur Devleti (Uygurlar)

Uygurlar (Uygur Devleti), Şehir hayatına geçen ilk Türk Devleti olmasının yanında tarih, sanat ve kültürel yönlerden büyük bir medeniyet kurmuş ve günümüze kadar varlıklarını devam ettirmişlerdir.

Uygurlar, kadim Türk tarihinin önemli parçalarından biri olan ve Türklerin en eski topluluklarından olan Töles’lerin bir boyudur. Türk tarihine sayısız kitabe, yazıt ve kültürel eserler bırakan Uygurlar yerleşik hayata geçerek yegane geçim kaynağı olarak tarım ve ticareti seçen ilk Türk topluluğu olmuştur.  Okumaya devam et Uygur Devleti

Hazar İmparatorluğu

Hazar İmparatorluğu
Hazar İmparatorluğu Bayrağı

Hazar İmparatorluğu Hakkında Bilgiler

Hazar İmparatorluğu Kafkaslarda kurulan ve  Museviliği benimsemiş tek Türk devleti olma özelliğini taşır. Hazarlar, bugün Rusya ve Avrupa’daki  Musevilerin kökenini oluşturmaktadır. Aynı zamanda bu devlet Türk tarihi açısından dikkatle ele alınması gereken dönemlerden biri olma özelliğini taşır. Zira Gök Tanrı ve islam inancının dışında bir inanışa sahip az sayıda Türk topluluklarından biridir.

Karadeniz’in Kuzeyinden, Avrupa’nın Doğusuna kadar olan Kafkasya bölgesinde hakimiyet kurmuştur. Avrupa’nın önemli devletlerinden biri haline gelen Hazarlar, zamanla bölgedeki ticaretin ve dönemin politikalarını şekillendiren önemli politik unsur olma özelliğini taşır. Hazarların devlet isminin kaynağı “Kaz” kökünden gelmektedir. Kaz (Kezen/Gezen), Er (Yiğit Kişi) anlamına gelir. Zaman içerisinde Kazer, Hazer ve Hazar olarak günümüz söyleniş şekline ulaşmıştır. Musevi, Bizans ve Arap kaynaklarına göre, Hazar ülkesinde yaşayan halkın büyük çoğunluğunun Uygur, Hazar, Ön Bulgar, Sabir ve Peçenek gibi Türk boyları olduğu bilinmektedir. Okumaya devam et Hazar İmparatorluğu

Göktürk Kağanlığı

Göktürk Devleti Bayrağı

Göktürk Kağanlığı

Kuruluş Tarihi: 552
Yıkılış Tarihi: 743
Kurucusu: Bumin Kağan
Başkenti: Ötüken
Dili: Göktürkçe
Devlet Başkanı: Kağan

Türk Tarihîndeki Önemi: Türk sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak kabul edenler Göktürklerdir. Böylece devleti ifade etmesi bakımından siyasî bir anlamı olan Türk kelimesi bu sayede bütün bir milletin adı olmuştur.

Birinci Göktürk Kağanlığı

Göktürklerin tarih sahnesine çıktıkları sıralarda Orta Asya Juan-Juanların hâkimiyetinde idi. Göktürkler de Altay dağları civarında, önemli bir siyasî güç hâlinde onlara bağlı olarak yaşıyorlardı. Bu esnada geleneksel sanatları demircilikle uğraşan Göktürkler, Juan Juanların silâhlarını imal etmekteydiler.

Göktürkler, daha 534 yıllarında Çin ile diplomatik ilişkiler kuracak güce erişmişlerdi. Bu sıralarda başlarında Bumin bulunuyordu. Bumin, bir Türk boyu olan Töleslerin isyanını bastırması karşılığında Juan Juan Kağan’ının kızı ile evlenmek istedi. Ancak bu isteğinin kabaca geri çevrilmesi üzerine Bumin, üst üste vurduğu darbelerle onların bütün topraklarını ele geçirmiş ve kağanlarını da öldürmüştür.

552 yılında meydana gelen bu olayla Göktürk İmparatorluğu’da kurulmuş oluyordu. İl-Kağan unvanını alan Bumin, devletinin merkezî olarak da, Büyük Hun İmparatorluğu’nun merkezinin bulunduğu Ötüken’i (Orhun ırmağının hemen batısı) seçti.

Türk devlet geleneğine göre devlet doğu ve batı olmak üzere iki kanat hâlinde teşkilâtlanmaktaydı. Devletin batı kanadı doğunun yüksek hâkimiyetini tanımak durumundaydı.

Bumin doğuda kağan olduğu zaman, küçük kardeşi İstemi de Yabgu unvanıyla devletin batı kanadının başına geçti. (552-576). Bumin Kağan’ın devleti kurduğu yıl içerisinde ölmesi üzerine yerine oğlu Ko-lo (Kara) kağan olmuştur. Ancak O’nun da erken ölümü ile kısa süren kağanlığının ardından, Bumin’in diğer oğlu Mukan Kağan’ı (553-572), devletin doğu kanadının başında görüyoruz. Onun zamanında İstemi Yabgu batı kanadını yönetmeye devam etmiştir. Mukan Kağan, devleti daha da güçlendirerek, hâkimiyetini genişletmiş ve Çin üzerinde baskı kurmuştur.

Devletin batı kanadını idare eden İstemi Yabgu, kısa zamanda, Altayların batısını Isık göl ve Tanrı dağlarına kadar hâkimiyeti altına aldı. batıdaki faaliyetleri sonucunda, Orta Çağ’ın en büyük iki devleti Sasani ve Bizans imparatorlukları ile ilişkiler kuruldu. İpek Yolu’nu ellerinde tutan Akhun (Aftalit) devleti, Sasanilerle iş birliği yapılarak ortadan kaldırıldı . Toprakları Ceyhun nehri (Amuderya) sınır olmak üzere iki devlet arasında paylaşıldı (557). Böylece Göktürkler egemenliklerini Kuzey Hindistan’daki Keşmir bölgesine kadar uzatacaklardır.

Göktürkler’le Sasaniler’in arası İpek Yolu meselesinden dolayı bozuldu. Sasanilere karşı Bizans ile iş birliğine yönelen İstemi, İstanbul’a bir elçilik heyeti gönderdi.

İmparator II.Justinos tarafından kabul edilen bu heyet, aynı zamanda Orta Asya’dan Doğu Roma’ya giden ilk resmî heyetti (568). Bizans da ipek ticaretinde Sasaniler’in aracılığından memnun değildi. Bu sebeple Göktürklere karşı bir elçilik heyeti göndererek iki devlet arasında ittifak yapıldı (571). Bu ittifak neticesinde 571 yılında 19 yıl sürecek olan Sasani-Bizans savaşları başlamıştır. Bu savaşlar her iki devleti de sarsmış ve İslâmiyet’in İran’da yayılıp yerleşmesinde büyük rol oynamıştır. Dünya tarihinde çok önemli gelişmelere yol açan bu duruma, İstemi’nin batı siyasetinin katkısı büyüktür.

Mukan Kağan’ın 572 yılında ölmesi üzerine Göktürk tahtına kardeşi Tapo geçti. Ağabeyinden sağlam bir devlet düzeni devralan Tapo, daha çok kültür meseleleri ile uğraşmıştır. O’nun zamanında, Çin edebiyat ve fikir eserleri Türkçe’ye tercüme edilmiştir. Tapo devri Göktürk kağanlığının en parlak devri olmakla birlikte çöküşün de başladığı devirdir. O kağanlığın kendi idaresinde bulunan doğu kanadını ikiye ayırarak doğu tarafındaki kısma kardeşi Ko-lo’nun oğlu İşbara’yı, batıdaki kısma küçük kardeşi Jo-tan’ı tayin etti. Ayrıca Türk töresi ile çelişen Budizm’i benimsemiş olması hata olarak kabul edilmektedir. Çünkü büyük sürülere sahip olan atlı ve savaşçı Türklerle, et yemeyen, hayvanları bile öldürmeyen Budistlerin temel inançlarının uyuşmasının hiç imkânı yoktu.

Göktürk Kağanlığının doğu kanadında bu zayıflama belirtilerinin görüldüğü bir sırada batı kanadının başında bulunan İstemi Yabgu öldü. (576)

İstemi’nin yerine kağanlığın batı kanadının başına oğlu Tardu geçti (576- 603). Kağanlığın doğu kanadında ise Tapo Kağan’ın 581 yılında ölmesi üzerine yerine kardeşinin oğlu İşbara kağan oldu.

İşbara’nın kağanlığı devrinde, batı kanadında görev yapan Tardu, ihtirası yüzünden doğunun üstünlüğünü tanımaması üzerine devlet 582 yılında resmen ikiye ayrılmış oldu.

Göktürk Parası
Göktürk Parası

Doğu Göktürk Kağanlığı

İşbara’nın kağanlığı zamanında Çin’in Doğu Göktürk Devleti üzerinde baskısını artırdığını görüyoruz. Onun 587 yılında ölümünden sonra, başa geçen kağanlar zamanında bu baskı ve Çin’e has entrikalar artarak devam etmiştir. Devlet Şi-pi Kağan devrinde (609-619) toparlanır gibi olmuş ise de, onun ölümü ile Çin tehdidi kendini tekrar göstermiştir. Nihayet Kie-li, kağanlığı zamanında, 630 yılında yapılan bir savaşta yenildi ve yakalanarak Çin’e gönderildi . Bu tarih, Doğu Göktürklerinin istiklalinin de sonu kabul edilir.

630 yılında başlayan Çin hâkimiyeti yarım yüzyıl sürdü. Bu süre içerisinde Çin’e karşı birçok ayaklanma gerçekleşmesine rağmen, bunların hepsi Çinliler tarafından kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Bunlar içerisinde en dikkat çekeni, Kürşad isimli bir Türk prensinin 39 arkadaşı ile kalkıştığı ayaklanmadır. Bu ayaklanma hepsinin kahramanca ölümü ile sonuçlanmıştır. Ancak bu tür hareketler, Türklerin hürriyet ve istiklâl arzularını sürekli canlı tutmuştur.

Batı Göktürk Kağanlığı

582 yılında ikiye ayrılan bu iki Göktürk kanadı, hâkimiyet mücadelesi yüzünden birbirlerinin düşmanı hâline gelmişlerdi. Batı Göktürklerinin başında bulunan İstemi Yabgu’nun oğlu Tardu, bir yandan doğuya üstünlüğünü kabul ettirmek için uğraşırken, bir yandan da batıda yeni fetihlere girişmişti. Bu faaliyetleri neticesinde Maverâünnehir ve Harezm bölgesi yanında Ötüken, Kuzeybatı Moğolistan ve Kaşgar’a kadar hâkimiyetini genişletti.

Ancak Tardu, Göktürk birliğini sağlamak için çok şiddetli davranıyordu. 601 yılında Çin başkenti yakınlarında yapılan savaştan sonuç alınamaması pek çok Türk ve yabancı kavimlerin isyanına sebep oldu. Tardu, bu isyancılar ile baş edemeyerek 603 yılında tarih sahnesinden çekildi. Tardu’dan sonra Batı Göktürklerinde iç karışıklıklar uzun yıllar devam etti. Bir ara Tardu’nun torunu olan Tong-Yabgu zamanında (619 -630) devlet nizamı sağlanmış ise de 630 yılında bir mücadelede ölmesi, Batı Göktürklerinin sonunu hazırlamıştır. 630 yılı Göktürk tarihî için kara bir yıl olmuş, her iki Göktürk devleti de aynı yıl içerisinde Çin’e bağlanmıştır.

İkinci Göktürk Kağanlığı

630 yılında başlayan 50 yıllık esaret döneminde Çin, Türk kavimlerini durmadan yerinden oynatır, parçalar ve böler. Yapılan ayaklanmalar da çok kanlı bir şekilde bastırılır. Ancak bu baskı ve şiddet dönemi Türklerin millî benliklerini yok edemez. Aksine Türklerdeki millî şuuru daha da perçinler. Türklerin bu devirde içine düştükleri hüzün ve kederin, acıklı ve ibret dolu ifadelerini Orhun Kitabeleri’nde görmek mümkündür.

II. Göktürk Kağanlığı, baskı ve zulüm devirleri ardından 681 yılında Göktürk hanedan soyu Aşına’dan gelen Kutlug tarafından kuruldu. Kutlug, az zamanda akıl hocası Tonyukuk ile kağanlığı, Ötüken başkent olmak üzere yeniden teşkilâtlandırmıştır. Bu sebeple Kutlug Kağan’a İl’i=devleti derleyip toplayan manasına İlteriş unvanı verildi. Ordu ve diplomasi işlerini Bilge Tonyukuk’a bırakan İlteriş Kağan, kardeşi Kapağan’ı da şat tayin etti. Devlet kurulduktan sonra, elli yıllık esaret hayatının acısını çıkarmak ve Türklerin kırılan gururlarını tamir etmek için Çin’e karşı sayısız akınlar yapıldı. Hatta bu akınların birinde 23 Çin şehrinin tahrip edildiği ve Okyanus’a kadar ulaşıldığından bahsedilmektedir. Orhun Kitabeleri’nde İlteriş Kağan’ın en büyük destek ve yardımcılarından birinin eşi İlbilge Hatun olduğu belirtilmektedir.

İlteriş Kağan 692 yılında öldüğü zaman Göktürk İmparatorluğu eski haşmet ve gücüne erişmiş bulunuyordu. Yerine biri 8 yaşında Bilge, diğeri 7 yaşında olan Kültigin adlı oğullarının yaşlarının küçüklüğü sebebiyle, kardeşi Kapağan, kağan oldu (692 – 716).

Kapağan Kağan devri, fetihlerin devam ettiği ve Türk birliğinin kurulduğu bir devir olmuştur. Kapağan, bu birliği gerçekleştirmek için gerektiğinde çok şiddetli davranmıştır. Bu sebeple Kırgızlar, Türgişler ve Basmıllar itaat altına alınmış, Karluklar ve Oğuzlar cezalandırılmıştı. Ayrıca onun zamanında tarım reformu ve tohum ıslahı gibi hareketlere de girişilmişti. Bu amaçla gelişmiş Çin tarımının tekniklerinin uygulanması için Çin ile savaşılmıştır.

Kapağan Kağan 716 yılında öldüğü zaman şiddet politikasının bir neticesi olarak devlet içerisinde büyük karışıklıklar baş gösterdi. Yerine geçen oğlu İnal bu meselelerle baş edecek kabiliyette olmadığı için idareyi İlteriş’in oğulları Bilge ve Kültigin almak zorunda kaldılar.

Her ikisi de amcaları Kapağan’ın kağanlığı zamanında önemli devlet görevlerinde bulunmuşlar ve başarı göstermişlerdi. Bilge, şat ûnvanı ile devletin Batı (Sol) kanadının başında bulunmuştu. 716 yılında Bilge, Kağan olunca küçük kardeşi Kültigin, ağabeyinin yerine devletin batı kanadının başına geçti. Kültigin aynı zamanda ordunun düzenlenmesi işini de üzerine almıştı. Babalarının baş veziri olan Bilge Tonyukuk tecrübeli bir devlet adamı kimliği ile aynı görevine devam etti.

Eski Türk devlet anlayışına göre iyi bir kağanın başlıca iki özelliği olmalıydı: Bilgelik ve Alplik. Bu iki kardeşten Bilge Kağan, bilgelikle; Kültigin ise alpliği ve cesareti ile şöhret kazanmıştır.

Bilge Kağan zamanında devlet, eski güç ve itibarına kavuştu. Çin ile ittifak hâlinde olan güçlü Moğol kabileleri ve Basmılların oluşturduğu tehdit ortadan kaldırıldı . Böylece doğuda ve batıda kağanlık sınırları doğal sınırlarına kavuşmuş oldu. Bilge Kağan devri (716-734), İkinci Göktürk İmparatorluğu’nun en parlak devri olmuştur. Bu başarılar, üç Göktürk büyüğünün; Tonyukuk, Bilge ve Kültigin’in azim, gayreti ve hepsinden önemlisi uyumlu çalışmaları ile elde edilmişti .

Önce Tonyukuk’un 725, sonra Kültigin’in 731 yılında ölümü üzerine, iki büyük yardımcısını kaybeden Bilge Kağan da 734 yılında öldü. Bu üç Türk büyüğü adına ayrı ayrı dikilen kitabeler, bu çağın ölmez hatıralarıdır.

Göktürk Kitabeleri’nde de söylendiği gibi, küçükler, büyükler gibi yaratılmadığı için, Bilge Kağan’dan sonra gelen Türk devlet adamları da bilgisiz ve kötü olmuşlardı. Ayrıca Dokuz Oğuzlar yani Uygurlar, Karluklar ve Basmıllar gibi Türk kavimleri de güçlenmişlerdi. İşte 743 yılında bu üç Türk kavminin, Basmıl Türklerinin başkanlığında toplanıp, Göktürk İmparatorluğu’nu yıkmalarıyla Göktürk devri de sona ermiştir.

Başlangıçta yalnızca akın ve savaşlar için kurulmuş gibi görünen Göktürk Kağanlığı, artık VIII. yüzyılda, bir kültür devleti olma yoluna girmişti. Ayrıca Türkçe konuşan ve kendilerini birbirine yakın hisseden bütün Orta Asya halklarını bir araya getirmişti .

Göktürklerin kurup geliştirdiği yüksek devlet anlayışı Orta Asya Türk boylarının kolay kolay hafızalarından çıkmamıştır. İşte bu açıdan 744’te kurulan Uygur devleti Göktürklerin bir devamı gibidir.

Göktürk İmparatorluğu Haritası
Göktürk İmparatorluğu Haritası

Okumaya devam et Göktürk Kağanlığı