Gazneliler

Gazneliler Devleti

Gazneliler, yani Gazne Devleti, İran asıllı Samani Devleti bünyesinde varlık gösteren Türk Boyları tarafından 968 yılında Kurulmuş, 225 yıl boyunca varlıklarını devam ettirip 1187 yılında Gurlular tarafından yıkılmışlardır.

Gazneliler, İran asıllı Samani Devleti bünyesinde varlık gösteren Türk Boyları tarafından 968 yılında Kurulmuş, 225 yıl boyunca İç Asya’nın güneyinde varlılarını devam ettirip, Asya’da yaşayan diğer Türk Devletleri Karahanlılar, Selçulular ve Oğuzlar ile komşu olmuş, 1187 yılında, İran-Tacik asıllı Gurlular tarafından yıkılmışlardır.

Gaznelilerin Kuruluşu

M.s. 2. Yy’da Hun Devletinin tamamen yıkılması ve Türk Yurdu Ötüken’in Çin Hakimiyeti altına girmesiyle batıya doğru yoğun göç hareketlerine girişen Hun Türkleri, Hazar Denizi, Afganistan, İran coğrafyalarına yayılmış, 800’lü yıllardan sonra Karahanlılar Devleti’nin İslâmiyet’i kabul etmesiyle Müslüman olmaya başlamış ve diğer Müslüman Devletlerle komşu olmuşlardı. İç ve Batı Asya’da Oldukça geniş bir Coğrafyaya yayılan Türk Boyları, 800-1000 yılları arasında hem büyük devletler kuruyor hem de pek çok devletin bünyesinde varlıklarını devam ettiriyorlardı. İç Asya’daki bu Türk Devletlerinden biri olan “Gazne Devleti” de, bugünkü Kuzey Hindistan coğrafyasında yaşayan İran kökenli Samani Devleti içerisinde kalabalık kitlelerle yaşayan toplumlar tarafından kurulmuş ve varlığını 225 yıl boyunca devam ettirmiştir.

Gazneliler’in tarih sahnesine çıktığı coğrafya olan Kuzey Hindistan bölgesi, 900’lü yıllardan itibaren İran Kökenli Samani Devletinin kontrolü altındaydı. Abbasilerin İran Coğrafyasında hakim hale gelmesiyle yurtlarında barınamayan Sasaniler(İranlılar), doğu İran topraklarına yerleşerek burada Sasanilerin devamı olan Samaniler Devletini kurulmuş ve Abbasiler ile mücadeleye girişmemek için doğuya ve güneye doğru yayılarak Kuzey Hindistan coğrafyasına ulaşarak bu bölgeye hakim hale gelmişlerdi.

Samaniler, Müslüman Abbasi’lerin hâkimiyeti altına girmeyi kabul etmemişlerdi ancak yine de Müslüman bir toplumdu. Abbasi hâkimiyetini kabul etmemelerinin sebebi ise, Abbasilerin hâkimiyet altına aldığı coğrafyalardaki yerel kültürel yapının yerine Arap kültürünü öne çıkartmalarıydı. Samaniler de bir anlamda kendi kültürlerini yaşatabilmek için yeni bir devlet kurma ihtiyacı hissetmişlerdi. Samaniler, kurdukları devlet ile Hindistan coğrafyasını hakimiyetleri altına alırken bir yandan da İslamiyet’i yayma ve İç Asya’da yaşayan Müslüman toplumları tebaası haline getirme gayreti içerisine girişmişlerdi. Bu gayretler neticesinde Türklerin yoğun olarak yaşadıkları İç Asya ve Maveraünnehir bölgelerine yakın olmaları nedeniyle yeni Müslüman olmuş ya da henüz Müslüman olmamış Türk Boylarını bünyesinde katarak güçlenmeye başladılar. Samanilerin bu gayretleri ile 900-950 yılları arasındaki dönemde yaklaşık 200 Bin Türk, İslamiyet’i kabul etmiş ve Samani Devletinin hâkimiyeti altına girmiştir.

Samaniler, Türk boylarını bünyesine katarak giderek güçleniyor ve Batı Asya’da söz sahibi bir ülke haline geliyordu. Bu durum kaçınılmaz olarak ülke içinde kalabalık kitleler halinde yaşayan Türk Boylarının hem askeri alanda hem de devletin yönetiminde söz sahibi hale gelmesine yol açtı. 900’lü yıllardan itibaren, Maveraünnehir bölgesinden yoğun olarak göç eden Türk boyları, Samani devleti bünyesine katılarak Müslüman oluyor, askeri, siyasi ve idari alanlarda söz sahibi duruma geliyorlardı. Nitekim 910’lu yıllardan itibaren Samaniler bünyesinde yaşayan Türkler vali, komutan ve idareci olarak ön plana çıkmaya başlamışlardır. Zira kültürel yapıları gereği boy-budun teşkilatlanmasına göre yaşana Türkler, tabi oldukları boy sistemini terk etmemiş ve teşkilatlanmalarını kendi liderleri etrafında devam ettirmişlerdi.  Bunun yanında askeri vasıfları itibariyle Samani Ordusunda önemli görevler üstlenen Türkler, zamanla Samani savaşlarına yön vererek devletin yönetimine doğrudan tesir etmeye başladılar.

900’lü yıllardan itibaren yükselen ve güçlenen Samani Devleti, 950’li yıllarda önemli bir iç karışıklıkla karşı karşıya kaldı. Samani sarayında entrika ve çekişmeler yaşanıyor, bu çekişmeler ülke yönetimindeki düzeni olumsuz yönde etkiliyordu. Saltanat mücadelesi, Devlet yönetiminde inisiyatif sahibi makamların anlaşmazlıkları ve valilerin bu karmaşadan istifade ederek giriştikleri gayri yasal hareketler kontrol edilebilir olmaktan çıkmıştı. Bu tarihlerde, Samanilerin en nitelikli gücünü oluşturan Horasan Orduları’nın başında Alptegin adlı bir Türk kumandan bulunuyordu. Alptegin, Samanilerin yaşadığı saltanat mücadelesi ve saray entrikalarından faydalanmak maksadıyla Samani Baş Veziri Muhammed Belami ile işbirliği yaparak ortaklaşa belirledikleri bir Saltanat adayını Samani Tahtına geçirmeye teşebbüs ettiler (961). Ancak bu girişimleri ortaya çıkınca baş vezir Belami öldürüldü ve Alptegin hedef haline geldi. Başarılı olamayan bu girişimden sonra Alptegin, kendisine bağlı kalan az sayıdaki Türk Kökenli askerleriyle birlikte Samani Hâkimiyeti altında olmayan Gazne şehrine çekildi. Gazne, bu tarihlerde önemli bir şehir değildi ve büyük devletler tarafından sahiplenilmemişti. Gazne yakınlarında ise Levikler olarak anılan Hint kökenli küçük bölgesel bir yönetim hüküm sürüyordu. Alptegin, kendisine bağlı kalan az sayıdaki askeri gücü ile Levikler üzerine yürüyerek Gazne topraklarındaki hâkimiyetlerine son verdi ve hüküm sürdükleri coğrafyaya sahip çıkarak GaznelilerDevletinin temelini atmış oldu (962).

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir