Timur İmparatorluğu

Timur Devleti

Timur Devleti, Timur Han tarafından 1370 yılında kurulmuş, kısa süre içerisinde Delhi’den Bursa’ya kadar uzanan geniş coğrafyayı hâkimiyeti altına almış, Timur Han’ın vefatı üzerine parçalanıp yıkılmış büyük Türk Devletidir.

Timur Devleti, Timur Han tarafından 1370 yılında kurulmuş, kısa süre içerisinde Delhi’den Bursa’ya kadar uzanan geniş coğrafyayı hâkimiyeti altına almış, Timur Han’ın vefatı üzerine parçalanıp yıkılmış büyük Türk Devletidir.

Timur Han (Aksak Timur)

Tarihe Aksak Timur olarak geçen Timur Han, aslen bir Moğol Kabilesi olan ve özellikle Moğollar üzerindeki yoğun Türk Kültürünün etkisiyle Türkleşmiş olan Barlas Boyuna mensup Moğol Kökenli bir Türk Hükümdarıdır. Barlas boyu her ne kadar Moğol kökenli bir kabile olsa da bu boy Türk Kültürü ve Türk Toplumu ile yoğun münasebetleri ile hem kültürel hem de etnik olarak Türkleşmiştir ve Türk Olarak kabul edilmesi gerekir. Zira Timur Han da kendisini her zaman Türk addetmiş, Türklüğü ile iftihar etmiş ve kendisini Türk Dünyasının en büyük hükümdarı ilan etmiştir.

Aksak Timur, unvanından da anlaşılacağı üzere aksayarak yürümekteydi. Ancak bu rahatsızlığına rağmen at sırtında kazandığı büyük savaşlarla bu kusurunu bir iftihara ve unvana çevirmiştir. Timur Han’ın mezarını açan ve kemiklerini inceleyen Sovyet Antropolog Mikhail Garasimov’un yaptığı tetkiklerde Timur Han’ın kalça incinmesi sebebiyle Aksak yürüdüğü tespit edilmiş, Aksak unvanının edebi bir anlam taşımadığı anlaşılmıştır. Mikhail Garasimov’un yaptığı diğer tetkiklerde de Timur Han’ın boyunun 1.73 mt. olduğu, Elmacık kemiklerinin çıkık ve göğüs kafesinin geniş olduğu gibi bilgilere de ulaşılmıştır.

Timur Han, 1336 yılında, Semerkand yakınlarında bulunan Keş şehrinde dünyaya geldi. Bu bölge, 1300’lü yıllarda Moğol hâkimiyeti altındaydı. Tıpkı Türk Devletleri gibi Merkezi bir otorite etrafında toplanmadan bölgesel idarelerle yönetilen Maveraünnehir ve Semerkand eşrafı, yerel Türk Halkı ve Moğolların bir arada yaşadığı ve kaynaştığı bir sosyal yapı ihtiva etmekteydi. Bu yapının bir tezahürü olarak zaten Türk Kültüründen fazlasıyla etkilenmekte olan Moğollar, bölgedeki manevi atmosferin tesiriyle İslamiyet’i kabul etmeye başlamışlardı.  Ortaya Türk-Moğol etnoniminde bir sosyo-kültürel yapı meydana gelmiş bulunuyordu. Timur Han, tam da bu atmosferde bağlı bulunduğu Türkleşmiş ve Müslümanlaşmış Barlas kabilesinin bir mensubu olarak Keş şehrinde dünyaya geldi.

Timur Han’ın babası Turagay, Çağataylar’a bağlı olan Barlas boyunun beyiydi. Kendiside töre gereği beyliğinin Tigin’i yani beylik veliahdıydı. Bölgede hâkim olan Moğol kökenli Çağatay Devleti, komşu devletler ile hâkimiyet mücadeleleri veriyor, bölgede idari bir düzen bulunmadığından iç karışıklıklar meydana geliyordu. Timur Han’ın doğduğu Keş şehrinin idaresi Çağatay Emiri Kazgan’ın idaresi altındaydı. Timur, oldukça genç yaşta Emir Kazgan’ın emri altına girdi. Babasının nüfusu ve kalabalık Barlas boyunun veliahdı olması hasebiyle önemli görevler üstlendi ve yetenekleriyle devlet teşkilatlanması içerisindeki mertebesi giderek yükseldi.

Timur Devletinin Kuruluşu

Timur, 20’li yaşlarına geldiğinde Semerkand Bölgesi Hanlar arasındaki mücadelelere ve iç karışıklıklar sahne oluyordu. Doğu Türkistan bölgesinde hâkimiyet kurmuş olan Moğol Hükümdarı Tuğlak Timur, bölgedeki karışıklıklara son vermek için Semerkand’a girdiğinde Timur, boyunun reisi olarak kendisine bağlılığını bildirdi. Tuğlak Timur, bölgedeki karışıklıklara son verip oğlu İlyas Hoca’yı Maveraünnehir’e Vali tayin etti ve Timur’u İlyas Hoca’nın atabeyi yaptı. İlyas Hoca Semerkand’ı zulüm ve baskıyla yönetmekteydi. Babası’nın Moğol Hükümdarı olması onu daha da pervasızca hareket etmeye sevk ediyordu. Atabey Timur, Vali İlyas Hoca’nın halk üzerinde uyguladığı zulümlere göz yummadı. Maveraünnehir emirlerinden Hüseyin ile ittifak kurdular ve bölgedeki Moğol Hâkimiyetine meydan okuyarak Horasan’a girdiler. Timur, bu hamlesi ile Moğol Hükümdarı Tuğlak Timur’a bağlılığını ortadan kaldırmış ve isyan etmiş oluyordu. Zira artık Moğol Hükümdarına bağlı bir Atabey olmakla yetinmeyecektir ve Timur Devletinin temellerini atmaya teşebbüs etmiştir.

Timur, Emir Hüseyin ile ittifak ederek Horasan’a girdiler ve bölgeyi hâkimiyetleri altına aldılar. Ancak bu ittifak uzun sürmedi. Horasan’ın idaresi ile ilgili meselelerde anlaşmazlığa düşen Emir Hüseyin ile Timur, hâkimiyeti tek başlarına ele geçirmek için Belh’de karşı karşıya geldiler. Timur, bu savaşta galip gelerek Emir Hüseyin’i Horasan’dan kovdu ve Türk Tarihinin en önemli beldelerinden biri Horasan’ın hâkimiyetini eline alarak kendisini Türk Dünyasının yegâne hükümdarı ilan etti (1369).

Timur Han, Horasan Merkezinde kurduğu hâkimiyetini kısa süre içerisinde teşkilatlandırarak tam anlamıyla bağımsız ve güçlü bir devlet haline getirdi (1370). Maveraünnehire hâkim olan Moğolların bölgeyi Valiler ve Emirler ile uzaktan yönetiyor olması hasebiyle ortaya çıkmış olan otorite boşluğu Timur Han’ın işine yaradı. Güçlü bir Merkezi bir otoriteye bağlanmak isteyen Türk ve Moğol kabileleri Timur Han’a bağlılıklarını iletmeye başlamışlardı. Bu durum Moğol Hanlığı olan Çağatay Hükümdarlığının güç kaybetmesine yol açtı. Timur Han, Birkaç yıl içerisinde Horasan ve Maveraünnehir’deki hâkimiyetini pekiştirdi ve Maveraünnehir’in yegâne hâkimi durumuna geldi.

Timur Han, Maveraünnehir bölgesinde hâkimiyetini pekiştirirken Doğu Avrupa’dan Doğu Türkistan’a kadar uzanan coğrafyaya yayılmış olan Büyük Moğol Hükümdarlığı zayıflamış, hem komşu devletlerle mücadele etmek hem de saltanat mücadeleleri ile baş etmek zorunda kalmışlardı. Moğol Hükümdarı Cengiz Han’ın torunları, Dedelerinin fethettiği coğrafyalara sahip çıkamıyorlardı. Moğolların Batı kanadını oluşturan Altın Orda devleti de Kıpçaklar, Uzlar ve Peçenekler’i yıkmış ancak bu Türk Toplumlarını bünyelerine aldıktan sonra Türkleşmeye başlamışlardı. Zaten Kültürel bakımdan Türkleşmiş olan Moğollar, yıkılan Türk Devletlerinin tebaalarını da bünyelerine katınca Devlet Teşkilatlanmasında Türklerin ön plana çıkması ile Türk-Moğol Devletlerine dönüşmüşlerdi.

Türkleşen Moğol Devletlerinden biri olan Altın Orda Devleti, Avrupa’daki krallıkların güçlenmesi ve yaşanan saltanat mücadeleleri nedeniyle zor günler geçiriyorlardı. Bu tarihlerde Moğol Hükümdarı Tuğlak Timur’un oğlu Toktamış, babasının öldürülmesi üzerine Timur Han’a sığınmıştı (1375). Timur Han, Toktamış’ı himaye edip destek verdi. Toktamış, Timur Han’ın himayesi ve desteğiyle güçlenerek Moğolların Batı kanadı olan Altın Orda Devletinin içerisinde bulunduğu iç karışıklıklardan istifade ederek Altın Orda Devletinin doğu kanadı olan Ak Orda Devletine taarruz etti (1375). Toktamış, Timur Han’dan aldığı destekle daha da güçlenerek Devletini ele geçirdi ve Türk Moğol Devleti olan Altın Orda Devletinin hükümdarı oldu (1378).

Timur Han, Maveraünnehir’deki Moğol Hâkimiyetine son vererek kendi Devletini Kurmuş, batıda ise Moğol Ardılları olan Türk Moğol Devleti Altın Orda Devletinin yeniden birleşmesini ve güçlenmesini sağlamıştı. 1380’li yıllardan sonra Maveraünnehir Moğol kimliğinden sıyrılarak Türk Yurdu haline geldi. Zira Çağatay Moğolları, bir Türk Devleti olarak ilan edilen Timur Devletinin tabiiyetini kabul etmiş, Moğollar devlet teşkilatlanması içerisinde öne çıkartılmayarak Müslüman Türk Kimliği benimsenmiştir. 1380-1390 yılları arasında süren Türkleşme, bölgeye göç eden Özbeklerin Moğol kabilelerin nüfuzlarına baskın hale gelmesiyle daha da pekişti. Kalabalık kitleleri ve güçlü ordusuyla önemli bir güç unsuru olan Özbekler, önce Azerbeycan ve Hazar bölgelerinde yaşam mücadelesi vermiş, sonrasında ise Moğolların baskılarına maruz kalarak Maveraünnehir’e göç etmek zorunda kalmışlardı. Özbeklerin Timur Han’a tabii olmaları Maveraünnehirdeki demografik yapıyı derinden etkiledi. Çağatay Moğolları, nüfus bakımından azınlık haline geldi ve Müslüman kimliklerini muhafaza eden Özbekler bölgedeki Karahanlı, Gazneli ve Selçuklu kalıntılarıyla büyük bir kitle oluşturarak zaten kültürel olarak Türkleşmiş olan Semerkand bölgesini demografik olarak da bir Türk Yurdu haline getirdi.

Maveraünnehir’in Kültürel ve Politik olarak tam teşekküllü bir Türk Yurdu haline gelmesi Timur Han’ın hâkimiyetine fevkalade katkıda bulundu. Bu tarihten sonra Timur Devleti İç Asya’nın en büyük devletlerinden biri haline gelecek, bir cihan imparatorluğu olacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir